Tekirdağ 16°
parçalı bulutlu

Obezite birçok hastalığa yol açabiliyor

Özel Optimed Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Onur Kesler, obezitenin vücutta çok fazla miktarda yağ depolanması olduğunu ifade ederek, obezitenin hipertansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, damar hastalıkları, eklem hastalıkları, meme ve yumurtalık hastalıklarına yol açabileceğini belirtti.

Obezite birçok hastalığa yol açabiliyor

Özel Optimed Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Onur Kesler, obezitenin vücutta çok fazla miktarda yağ depolanması olduğunu ifade ederek, obezitenin hipertansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, damar hastalıkları, eklem hastalıkları, meme ve yumurtalık hastalıklarına yol açabileceğini belirtti.

Bakış Haber Merkezi
Bakış Haber Merkezi
18 Eylül 2019 Çarşamba 15:24
Obezite birçok hastalığa yol açabiliyor
banner44

Kapaklı Bakış - Obezitenin vücutta çok fazla miktarda yağ depolanması olduğunu ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Onur Kesler, “Bizim aldığımız bir enerjisi miktarı var bir de harcadığımız enerji miktarı var, aldığımız enerji miktarı harcadığımızdan fazla ise biz bunu yağ olarak depolarız. Bu bir dengedir aslında, terazidir. Eğer ki daha fazla kilo almak istemiyorsak ya aldığımız enerji miktarını azaltmalıyız ya da harcadığımız enerji miktarını artırmalıyız.” dedi.
KİLOLU HERKES OBEZ DEĞİLDİR
“Kilolu herkes obez değildir” diyen Kesler, “Bunun için bir sınır var, onun hesaplanması lazım. Boyumuza ve kilomuza göre vücut kitle indeksimizi buluyoruz. Bunu nasıl yaparız? Bunu kilomuzu, boyumuzun karesine bölerek çok rahat bir şekilde hesaplayabiliriz. Bu ölçüm sonucunda vücut kitle indeksi 30’un üzerinde ise obeziteden bahsedebiliriz, eğer 40’ın üzerinde ise morbit obezite diyebiliriz.” diye konuştu. 
YOL AÇABİLECEĞİ HASTALIKLAR
Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Onur Kesler, obezitenin hipertansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, damar hastalıkları, eklem hastalıkları, meme ve yumurtalık hastalıklarına yol açabileceğini ifade etti. Kesler obezite cerrahisi ile ilgili olarak ise, “Hasta bize geldiğinde biz iki şeye bakıyoruz, denediği yöntemlere rağmen kilo verememiş ve obeziteye bağlı sağlık sorunları yaşamaya başlamışsa artık cerrahi müdahale için bir endikasyon var demektir. Vücut kitle indeksi bizim için de belirleyici bir faktör, eğer 40’ın üzerindeyse rahatlıkla bu kararı verebiliyoruz, eğer 35’in üzerindeyse beraberinde obezitenin yol açtığı sağlık sorunları varsa ancak o zaman bizim sınırımızı 35 olarak esnetebiliyoruz.” dedi. 
OBEZİTE CERRAHİSİNİN RİSKLERİ NELERDİR?
Obezite Cerrahisinin riskleri ile ilgili olarak ise Kesler, “Aslına bakarsınız hiçbir müdahalenin riski yoktur diyemeyiz, yani sadece ameliyatlarda risk vardır da diyemeyiz. Kullanılan bir ilaç, yapılan bir enjeksiyon, açılan bir damar yolu, çekilen bir film, bunlar bile sağlık alanında kendi içinde riskler barındırır.

Ameliyatlarında hepsi kendi içinde riskler barındırır. Obezite ameliyatı da diğer ameliyatlar gibi bir ameliyat aslında, elbette ki kendine ait bazı özel riskleri var, ama genel olarak bir apandisit ameliyatı, bir safrakesesi ameliyatı da bizim için risk açısından ne ifade ediyorsa obezite ameliyatı da aynı şeyleri ifade ediyor. Hatta obezite ameliyatını safra kesesi ameliyatına çok benzetiriz, çünkü yapılma yöntemleri birbirine çok benziyor, ikisi de laparoskopik ameliyat, ameliyat süreleri birbirine çok yakın, risklerini de birbirine yakın- denk görüyorum.” açıklamalarında bulundu. Obezite ameliyatında karşılaşılacak özellikli risk konusunda ise Kesler, “Biz hekimlerin en çok korktuğu durum kaçak olmasıdır. Yani mide dikilirken, kullandığınız kesiyi yapan ve bir yandan da dikiş atan cihazın, o esnada dikişi tam kapamaması durumu söz konusu olursa işte o zaman kaçak oluşuyor. Bu kaçaklardan korkuyoruz ama aslında yaşandığı an doğru müdahale edildiğinde rahatlıkla tedavi edilebilecek bir durum. Çok şükür ben bunu şuana kadar yaptığım hiçbir ameliyatta yaşamadım. Bugüne kadar da 2000’in üzerinde operasyonum oldu.” bilgisini verdi. 
HASTA-HEKİM UYUMU
Hasta-hekim uyumu konusu ile ilgili olarak ise Kesler, “Hasta kapıdan girdiği anda, hastanın hekim için, hekimin hasta için aklında bir fikir oluşur. Bu iki kişi arasında elektriğin tutması gerekir. Çok önemlidir, çünkü o ilk elektrik tutarsa, siz hekim olarak tedavi boyunca hastanın yanında olduğunuzu hissettirirsiniz, bunun da o sürece pozitif bir katkısı olur. Ameliyat bu işin çok güçlü bir kısmı kabul, ancak ameliyat öncesi bir hazırlık süreci var, ameliyat süreci var ve son olarak ameliyat sonrası yıllarca süren bir süreç var. O nedenle bu birlikteliğe ilk başta doğru şekilde başlanırsa, o güven oluşturulursa, işte o zaman o yıllarca süren birliktelik çok başarılı sonuçlar veriyor. Biz hekimler zaten görüyoruz her zaman arzu edilen sonuçlar alınamayabiliyor, hastalar bazen hiç kilo veremiyor ya da bir süre kilo verip tekrar kilo almaya başlıyorlar. İşte bu olumsuz sonuç hasta hekim uyumsuzluğu kaynaklı oluyor. Obezite ameliyatının başarısını artıran bir sürü faktör vardır, peki bu faktörlerden biri de hasta hekim uyumu ve hekimin takibinin sürekliliğidir. Bu takip sürekli olmalı çünkü siz hastaya yeni bir yaşam tarzı vermiş oluyorsunuz. Hastanın tekrar eski kilosuna dönmemesi ve hayat tarzındaki değişiklikleri devam ettirmesini sağlamak çok önemli, işte burada hekimin sürekli takibi devreye giriyor. Bu süreç hasta tarafından hem doktor hem de diyetisyenle sıkı ilişkinin devamı demek oluyor.” açıklamasında bulundu.
 

Kapaklı Bakış

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.